Tanrı öldü… aynı Nietzsche’nin anlattığı gibi bir deli, gündüz vakti, elinde fenerle dolaşıp sokakları duyurdu dört bir yana.. Tanrı öldü… akla hayale sığmayan onca vahşet, savaş, çatışma Tanrı inancıyla bağdaştırılabilir miydi.. Öldürünce insan tanrısını, onca kıyımı onurlandırdı kendince ve özgür kıldı kendini onca vahşet için. …ama eksik kaldı hayatı…. yaratmalıydı tapınılası bir varlık bir üstün insan… ve insan yarattı… taptı yarattığı LİDERE.. yıllar yılı kanla acıyla ölümle yücelmiş olana..
Bizde ise elinde fenerini alıp dolaşan ne yazık ki bir deli değil…. terör sevdalıları, otobüs yakanlar, kendini patlatanlar, kafa kesenler, özel harekatçı, polis, asker kılığındaki vahşiler , adam öldürmek için can atanlar… bunlara hayran kitleler , kadın katilleri, çocuk katilleri, her cins kafatasçılar, her cins ırkçılar, gerçek müslümanlar, sahte müslümanlar hep bir ağızdan öldürdünüz tanrıyı ….. Besledikçe beslediniz yücelttikçe yücelttiniz yeni tanrı liderinizi… sonunuz hayrolsun….
Nisi dominus (Tanrısız) Vivaldinin bir motet’i…..sözleri umut vermeye çalışır, tanrı tarafından fısıldanır kulağa..
hala bir umut var..lütfen vicdanını kaybetme…N.Ç.